Bir trans kadının müzik gecesi: on ikinci parça
İstanbul’da bir trans kadının müzik gecesi, çalma listesindeki boş satırla yön değiştirir. Nehir ve arkadaşlarının ses, şarkı ve hatırlama öyküsü.

Kurgu öykü; kişiler ve olaylar hayal ürünüdür.
İstanbul’da bir trans kadının müzik gecesi, bilgisayardaki on ikinci satır hâlâ boşken başlıyordu. Nehir, o akşam dört arkadaşına birer şarkı seçtirecek, kalanlarını kendi çalacaktı. Hazırladığı on bir parçaya yeniden baktı. Baran boş satırın bir hata olduğunu düşündü. Nehir “Daha karar vermedim,” dedi; aslında kararı ne zaman vereceğini de bilmiyordu.
Çay bardaklarının yanındaki liste
Buluşma, arkadaşları Lale'nin resim yaptığı küçük odadaydı. Lale o akşam masayı boşaltmış ama duvara dayalı tuvallerini kaldırmamıştı. Sandalyelerin hepsi farklı yükseklikteydi. Otuz iki yaşındaki trans kadın, hoparlörü en alçak sandalyeye yerleştirip kablonun üzerinden geçilmeyeceği bir yer aradı. Baran kabloyu masanın arkasından dolaştırdı; oturacak yer kalmayınca kendine mutfaktan tabure getirdi.
“Bu kadar hazırlık yaptın, listede niye boşluk var?” diye sordu.
“Bir parçanın nasıl biteceğini biliyorum. Ondan sonra ne duymak istediğimi bilmiyorum.”
Baran açıklamayı fazla ciddi bulmuş gibi gülümsedi. Nehir de gülümseyerek çayını aldı. Odanın resim kokusuyla akşam için getirilen poğaçaların kokusu birbirine karışıyordu. Müzik başlamadan önce herkes ne dinleyeceklerini konuşmak yerine kimin hangi sandalyeye sığacağını tartıştı.
Herkesin getirdiği başka bir ses
Lale, içinde uzun bir piyano bölümü olan kayıt seçmişti. Otuz sekiz yaşındaki Cem ise “Oturduğumuz yerde yaşlanmayalım” diyerek hızlı bir parça önermişti. Derya'nın seçimi daha kısaydı; davulun yanında hafif bir uğultu duyuluyordu. Herkes bir başkasının şarkısını küçük bir gerekçeyle karşılamıştı.
Nehir kendi seçimleri için açıklama hazırlamamıştı. Bazılarını sevdiği için, bazılarını aralarındaki geçişi merak ettiği için yan yana koymuştu. Bir parçanın sonundaki metalik sesle ötekinin başındaki ince tını birbirine benziyordu. O küçük birleşmeyi dinletmek istiyordu.
Cem ilk hızlı kayıt çalmadan önce ayağa kalktı. “Şimdi dans edilmeyecekse hiç getirmeyeydim,” dedi. Derya ayağını ritme uydurdu ama sandalyesinden kalkmadı. Lale, elindeki bardağı dökmeden sallanabileceği kadar yer açtı. Kimse aynı biçimde dinlemiyordu.
Derya'nın durdurduğu kayıt
Beşinci parçada Derya elini kaldırdı. Nehir hemen sesi kıstı; kabloda bir sorun olduğunu düşündü.
“Bunu başka bir akşam dinleyelim mi?” dedi Derya.
Nehir neden diye sormak üzereydi, vazgeçti. Parçayı değiştirdi. Derya açıklama yapmadı; biraz sonra çay doldurmaya kalktı. Mutfakta Nehir'in yanına geldiğinde “Eski evimi hatırlattı,” dedi. “Bugün istemedim.”
“Ben de bunu yürürken dinlediğim için koymuştum,” dedi Nehir. Aynı kayıt onun için birkaç kısa yürüyüş ve kulaklığın sürekli kayan sağ teki demekti. Derya için başka bir oda vardı.
Salona döndüklerinde Cem parçanın neden atlandığını sormadı. Lale, çizdiği resimdeki bir yüzün burnunu hâlâ düzeltemediğini anlatıyordu. Liste iki dakika kısalmıştı. Nehir boş on ikinci satırın altına, sırf toplam süre eşitlensin diye yeni bir parça koymadı.
Pencerenin önünde başka ritim
Bir süre sonra hoparlörden çıkan bas, Nehir'in beklediğinden güçlü duyulmaya başladı. Baran sandalyeyi duvardan biraz uzaklaştırdı. Ses değişince ikisi de şaşırdı. Nehir yeniden oturup aynı bölümü dinledi; artık metalik geçişi daha rahat ayırt ediyordu.
Lale pencerenin önüne gelmişti. Dışarıda yürüyen iki kişinin kısa konuşması, odadaki müzik kesilince duyuldu. Sonra bir kapı kapandı. Şehir, listenin boşluklarında odaya giriyordu. Nehir bunu kaydetmeyi düşündü ama telefonunu çıkarmadı. Dışarıdaki konuşmayı tekrar dinlemek istemiyordu; o anda duyulması yeterliydi.
Baran ona, “Bu gece için en çok hangi parçayı koymak istedin?” diye sordu.
Nehir, “Henüz çalmadığımızı,” dedi. Baran gözünü bilgisayardaki boş satıra çevirdi. Bu kez onu doldurmasını önermedi. İkisi, Lale'nin getirdiği küçük tabakları alıp yeniden oturdu.
Çocukken tutulan defter
Nehir, on birinci parçadan önce çantasından ince bir defter çıkardı. Sayfalar arasında tren bileti değil, yıllar önce hazırlanmış market listeleri vardı. Defteri evden ayrılırken almış, sonradan arkasına sevdiği sesleri yazmaya başlamıştı. İlk sayfalardaki düzenli el yazısı kendisine ait değildi; sonraki büyük harfli başlıklar onundu.
Bir sayfada “mutfakta mırıldandığım şey” yazıyordu. Altında nota yerine oklar ve uzatılmış heceler vardı. Derya eğilip baktı. “Bunu okuyabiliyor musun?” diye sordu.
“O zaman okuyabildiğimi sanıyordum.”
Nehir on ikinci parçanın bu ses olmasını istemişti. Fakat kaydı yoktu, melodiyi de baştan sona hatırlamıyordu. Defterdeki işaretleri bir müzik uygulamasına girmekle uğraşmış, sonuç mutfaktaki mırıltıya hiç benzememişti. Akşam başlamadan boş bıraktığı satırın nedeni buydu.
Aynı melodiyi duymayan beş kişi
Cem defteri eline alınca heceleri yüksek sesle okudu. Ortaya Nehir'in hatırladığına hiç benzemeyen kısa, neşeli bir ezgi çıktı. Lale başka türlü denedi; bu kez son hece uzadı ve herkes gülmeye başladı.
Nehir önce onları düzeltti, sonra hangi kısmı düzelttiğinden emin olamadı. Hatırladığı melodinin kendisi mi, o melodiyi söylerken yaptığı iş mi daha netti? Mutfakta bekleyen kettle, yarım açık çekmece ve pencere önündeki küçük bitki aklına geliyordu. Sesin son iki notası gelmiyordu.
“Bırak böyle kalsın,” dedi Baran.
“Sen söylemediğin için kolay.”
Baran boğazını temizleyip aynı satırı bir kez okudu. Sonunu yine farklı bitirdi. Nehir bu kez düzeltmedi. Kendi hatırladığı kısmı alçak sesle ekledi. İkisi de son hecede sustu; Cem parmaklarıyla masaya iki vuruş yaptı.
On ikinci satıra yazılan şey
Nehir bilgisayarın başına geçti. Boş satıra bir kayıt eklemek yerine “bitmemiş mırıltı” yazdı. Lale bunun şarkı adı gibi göründüğünü söyledi. Derya, “Şarkı zaten bitmedi ki,” diye karşılık verdi.
Odadaki telefonlardan hiçbiri kayıtta değildi. Nehir sonradan bu kısmı dinleyemeyeceğini fark etti ama yeniden söylemelerini istemedi. Cem'in ilk denemesi, Lale'nin uzayan hecesi ve Baran'ın durduğu yer, aynı sırayla tekrarlanmayacaktı. Defterin yanına yalnızca tarih yazdı.
Gece dağılırken herkes kendi bardağını mutfağa taşıdı. Lale sandalyeleri eski yerlerine çekti; hoparlörün durduğu küçük sandalye yeniden bir tuvalin önüne geldi. Nehir kabloyu toplarken Baran “Listeyi bana gönderir misin?” dedi. “Son satır dahil.”
Nehir listeyi gönderdi. Boş dosya veya sahte bir kayıt eklemedi. Son satırın karşısında yalnız kendi yazdığı isim duruyordu.
Ertesi gün duyulan küçük fark
Nehir ertesi sabah çay hazırlarken defteri mutfak masasına koydu. Kettle çalışırken melodinin sonunu birden hatırlayacağını düşündü. Hatırlamadı. Bunun yerine Cem'in masaya vurduğu iki kısa vuruş geldi aklına. Bir kaşıkla tezgâha aynı ritmi yaptı.
Baran'dan “Dün geceki beşinci parçayı listeden çıkardın mı?” mesajı geldi. Nehir dosyayı açtı. Parça oradaydı. “Derya'nın olduğu bir gecede tekrar sorarım,” yazdı. Sonra kendi kopyasına küçük bir not ekledi; kimsenin nedenini uzun uzun açıklamadı.
Çayı bardağa doldururken mırıltıyı bir daha denedi. Sonu yine başka türlü bitti. Bu kez defterdeki hecenin altına yeni bir ok çizdi, kapağını kapattı ve kahvaltısını hazırladı.